Yasemin Açık Vakfı İlk Projesinde Sürdürülebilir Kalkınma İçin Kadınları Destekleyecek

Türkiye’de iş gücüne dahil olmayan yaklaşık 30 milyonluk nüfusun 21,2 milyonunu kadınlar oluşturuyor. TÜİK’in 2023 yılı son çeyrek verilerine göre 8,6 milyon kadının iş gücüne katılmamasının nedeni ev işleri olurken bu sebeple iş gücüne katılamayan erkeklerin sayısı ise sıfır! İstihdam edilen nüfusta ücretsiz aile işçisi olarak çalışanların yüzde 68’ini de kadınlar oluşturuyor. Yasemin Açık Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık, kadınlara atfedilen toplumsal roller nedeniyle yaşanan eşitsizliklere dikkat çekerek, “Deprem bölgesindeki kadınlar için şartlar çok daha ağır. Biz de gerek bölgenin daha hızlı toparlanması gerekse toplumsal cinsiyet eşitliğine ve kadınların kalkınmasına katkı sağlamak amacıyla Cumhuriyetimizin 100. yılında kurulan vakfımızın ilk projesini deprem bölgesinden başlayacak şekilde hayata geçirmeyi planlıyoruz” dedi.

 

Dünya Ekonomik Forumu’nun son olarak geçtiğimiz yıl açıkladığı Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi’nde 146 ülke arasında 129’uncu sırada yer alan Türkiye’de iş gücüne dahil olmayan her üç kişiden ikisini kadınlar oluşturuyor. İş gücüne katılmayan 21,2 milyon kadının 8,6 milyonun iş gücüne katılmama nedenini ise ev işleri. Diğer taraftan geçtiğimiz yıl yaşanan deprem felaketi nedeniyle özellikle konteyner kent gibi geçici barınma alanlarında yaşayan veya mevcut iş yerleri kapanan kadınlar daha büyük bir mücadele vermek durumunda kalıyor. “İnsan, Yaşam ve Gelecek” odağında topluma fayda sağlayacak çalışmalar yürütmek amacıyla Cumhuriyetin 100’üncü yılında kurulan Yasemin Açık Vakfı, hayatın her alanına eşit katılımın sağlanmasına katkı sunmak amacıyla ilk projesini deprem bölgesindeki kadınların sürdürülebilir kalkınmasına odaklanacak şekilde başlatmayı planlıyor.

 

Prof. Dr. Yasemin Açık: “Kadınların yüzde 64’ü hizmet sektöründe çalışıyor”

Vakıf Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, toplumun kadınlara atfettiği roller nedeniyle özellikle iş hayatında kadınlar ile erkekler arasındaki makasın giderek açıldığına dikkat çekti. Açık, “Milyonlarca kadın ev işleri nedeniyle çalışamazken TÜİK’e göre aynı nedenle iş gücüne katılmayan erkek olmaması; ev temizliği, yemek yapma, çocuk-yaşlı bakımı gibi işlerin tamamına ‘kadının görevi’ olarak bakıldığını net bir şekilde gözler önüne seriyor. Diğer taraftan kadınların yaklaşık yüzde 64’ü hizmet sektöründe, emek yoğun iş kollarında sosyal güvenceden yoksun ve düşük ücretli olarak çalışıyor. Pandemi ve deprem felaketinde de yaşadığımız üzere hizmet sektörü kırılgan bir sektör. Bu nedenle kadınlar işlerini kaybetme riskiyle daha fazla karşı karşıya kalıyor” dedi.

 

“Her üç kadından biri kayıt dışı çalışıyor”

Türkiye’deki yaklaşık 1,5 milyon işverenden yalnızca 187 bininin kadın olduğunu ifade eden Açık şöyle devam etti; “Benzer şekilde yaklaşık 5,1 milyon kendi hesabına çalışan kişiden de ancak 983 bini kadın. Çünkü kadınlar ağırlıklı olarak ücretli ya da yevmiyeli olarak çalışıyor. İstihdam edilen nüfusta ücretsiz aile işçisi olarak çalışanların yüzde 68’inikadınlar oluşturuyor. Yaklaşık her üç kadından biri de kayıt dışı çalışıyor. Kadınların ekonomik özgürlüğünü kazanamadığı bir toplumda sürdürülebilir kalkınmadan söz edemeyiz. Kalkınmanın ve toplumsal refah artışının yolu, toplumun yarısını oluşturan kadınların tam eşitlikçi bir anlayışla ekonomik ve toplumsal hayata katılmasından geçiyor.”

 

“Kadınların güçlenmesi deprem bölgesindeki toparlanmayı hızlandırır”

Deprem bölgesindeki kadınlar için şartların çok daha ağır olduğunu söyleyen Prof. Dr. Açık, “Şehir hayatında bile kadınlar ev işleri ve evde bakım hizmetleri başta olmak üzere pek çok nedenden dolayı iş gücüne katılamazken deprem bölgesinde bu durum daha da zor. Depremin yaşandığı illerimizdeki kadın işsizlik oranı depremden önce de ülke ortalamasının üzerindeydi. Şimdi ise özellikle konteyner gibi geçici barınma alanlarında kalan kadınlar,çocuk-yaşlı bakımı, günlük işler ile uğraşırkenhijyen koşullarını sağlamak için bile yoğun bir çaba gösteriyor. Deprem bölgesinde sanayide düşen kapasite ve hizmet sektörünün sekteye uğraması da kadınların iş hayatında her zaman olduğundan daha fazla geri planda kalmasına neden oluyor. Kadınların hayatın her alanına eşit katılımına katkı sağlamayı hedefleyen bir vakıf olarak, biz de ilk projemizi deprem bölgesinden başlatmayı planlıyoruz. Çünkü kadınların hayata katılıp güçlenmesi, deprem bölgesinin daha hızlı toparlanmasının öncelikli koşullarından biri” diye konuştu.

 

“Eğitim ve istihdama yönelik tabloyu tersine çevirmeliyiz” 

Açık, geliştirecekleri projenin kapsamını şu sözlerle anlattı; “Deprem bölgesinde her iki kişiden biri devlet tarafından maddi ve sosyal imkanlarla destekleniyor. Biz de bu nedenle deprem bölgesinde kadınların iş hayatına katılıp üretebilmesi için kurs, eğitim ve mentorluk programları geliştireceğiz. Bununla birlikte özellikle kız çocukları ve genç kızların eğitim hayatları boyunca desteklenip istihdama katılmalarına katkı sağlamak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Çünkü araştırmalara göre deprem bölgesinde ne eğitimde ne istihdamda yer alanların (NEET) oranı yüzde 18 iken yalnızca kadınlara baktığımızda bu oran yüzde 41’e çıkıyor. Eğitim ve istihdama yönelik bu tabloyu tersine çevirmek için kamu, özel sektör, STK’lar olarak büyük bir dayanışma ruhuyla hareket etmeli, kapsayıcı iş birlikleri geliştirmeliyiz. Yasemin Açık Vakfı olarak gerek deprem bölgesinde gerekse ülkemiz genelinde toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanıncaya kadar projeler geliştirmeye ve çalışmaya devam edeceğiz.”